• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Sağlık
  • Politika
  • Magazin
  • Spor
  • Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
12:19
Maslak'ta yapay zeka destekli uluslararası dolandırıcılık ağı çökertildi
10:03
İş adamının makatına cisim koyup para istediler!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. Gündem
  3. Fuat Uğur'dan Mahkeme Kararına Sert Tepki: "Basın Özgürlüğüne Darbe Vuruldu"
Gündem
Yayınlanma: 03 Temmuz 2026 - 16:39

Fuat Uğur'dan Mahkeme Kararına Sert Tepki: "Basın Özgürlüğüne Darbe Vuruldu"

Gündem
03 Temmuz 2026 - 16:39
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Fuat Uğur’dan Mahkeme Kararına Sert Tepki: “Basın Özgürlüğüne Darbe Vuruldu”

Akıl sır ermez bir yargı kararıyla karşı karşıya kaldım.

Tamamen haksız, tamamen utanç verici ve skandal bir karar.

Bu kararı savunacak bir hukukçu bile varsa insan içine çıkamaz, o derece.

Aşağıda anlatacağım nedenlerle ve bilgilerle Marika(Nurten) Tatlıcı ve oğlu Uğur Tatlıcı’nın avukatlarının “iş bilirliği” sayesinde, bana unutamayacağım bir ders vermek isteyen bir mahkeme kararı bu.

Dava konusu, daha önceden çalıştığım yayın kuruluşu olan tv100 internet sitesinde yayınlanan “Yılan Hikâyesine Dönen 4 Milyar Dolarlık Miras Davası! Tatlıcıların Miras Davasında FETÖ’nün İşi Ne?” başlıklı yazım.

Türkiye’yi ve gündemi uzun yıllar meşgul eden TATLICILAR MİRAS DAVASI’nın bugün geldiği noktayı ve neden kördüğüm olduğunu merak edip bir araştırma yazısı kaleme aldım. Hani şu Levent’in göbeğinde, Zincirlikuyu’daki ünlü heyula gibi Tat Towers’ın; miras uyuşmazlığı nedeniyle bomboş duran o 35 katlı gökdelenin sahiplerinden söz ediyorum.

Araştırmayı yazarken tamamen açık kaynaklardan ve tarafların yakınlarından bilgi aldım.

Doğal olarak bütün bu miras düğümünün kahramanı, vefat etmiş olan Mehmet Tatlıcı’nın hayat hikâyesinden başladım anlatmaya. Kendisinin Bedriye hanımla evli olduğunu ama o dönemde kendisinden 19 yaş küçük olan ve yanında çalışmaya başlayan adalı bir Rum ailenin kızı olan 16 yaşındaki Marika’ya tutulduğunu, iki çocuğunun annesi Bedriye hanımdan ayrılarak Marika ile evlendiğini, Marika’nın Nurten adını aldığını, çiftin çocukları Uğur Tatlıcı’nın 1977 yılında Atina’da doğduğunu anlatıyorum.

ŞİMDİ BURADAN BAŞLAYALMIM:

Hâkim diyor ki ÖZEL HAYATA girilmiş.

Hâkim diyor ki kişilik haklarına saygısızlık olmuş.

Şöyle yazmış bir de:

“Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez.”

Burada ben OLMAYAN BİR HAYATTAN mı söz ettim?

Bu hayatı kafamdan mı uydurdum?

Yukarıda anlattığım hayat hikâyesinde KİŞİLİK DEĞERLERİNE yönelik nasıl bir “saldırı” var?

Yukarıda sıraladığım ve yazıdaki satırlar tamamen AÇIK KAYNAKLARDAN EDİNİLMİŞ bilgiler.

Bu hayat hikayesinde yanlış olan, kişilik haklarını zedeleyen hiçbir kelime değil hece bile yok.

Ama mahkeme kararı diyor ki

“Sen suyu bulandırdın”

Ama su yukarıdan akıyor…

Olsun canım öyle istedi.

Hâkim diyor ki;

“Yaşanan hadiselere magazinel biçimde yaklaşılmış, yorum yapılmış, ÖZLE BİÇİM ARASINDAKİ DENGE korunamamış”

Şaka gibi…

Mahkeme başkanı keşke yazar eleştirmeni olarak bir dergide çalışsaydı.

Yahu ben araştırma yayınlıyorum, makale yazıyorum tabii ki yorum da yaparım. Bu yazı, haber değil ki.

Meselenin magazinel yaklaşımla ele alındığı filan yok ama olayın kahramanları ünlü kişiler olunca Hâkim beyin içinden “magazinel yaklaşıldı” demek geçmiş anlaşılan.

Ama beni benden alan asıl karar gerekçesi ÖZLE BİÇİM ARASINDAKİ DENGE…

Nutkum tutuldu hakikaten.

DAHASI VAR…

Şimdi Mehmet Tatlıcı mirasını ölünce Marika(Nurten) hanımdan olan oğlu Uğur Tatlıcı’ya bırakınca diğer çocukları ve eski eşler dava açıyor. Saklı paylar vs bir dolu karışık işler var.

Kördüğüme dönen davanın ise öte yandan birtakım avukatları var.

İşte bu avukatların kim olduğunu öğrenince yazının başlığına da ister istemez “TATLICILARIN MİRAS DAVASINDA FETÖ’NÜN İŞİ NE?” cümlesi eklendi.

Çünkü yazıda da HÂKİM YAZIYI YAYINDAN KALDIRTTIĞI İÇİN OKUYAMAYACAĞINIZ ÜZERE Nurten ve Uğur Tatlıcı’nın avukatları hakkında bilgiler var.

Hâkim diyor ki;

“Yine yapılan bu miras davası yargılamasında davacıları vekil olarak temsil eden avukatların hayatından, geçmişinden, eski müvekkillerinden, akademik serüvenlerinden ve ailelerinden ayrıntılı şekilde bahsedilmiş, bu kişilerin terör örgütü olan FETÖ ile irtibatlı olduğu iddia ve ima edilmiş, yapılan miras yargılamasına davacılar lehine olacak şekilde FETÖ terör örgütünün veya örgütün bir kısım mensup ve sempatizanlarının baskı ve müdahale ettiği veya etmek istediği algısına sebebiyet verecek ifadeler kullanılmıştır. Davalı gazeteci tarafından yazılan bu yazının başlık ve içeriğinin basın meslek etiğine aykırı olduğu anlaşılmakla birlikte, yazı içeriğinde davacıların ve avukatlarının Fetullahçı Terör Örgütü'yle irtibatlı olduğu iddia ve ima edilerek, yazı konusuyla alakasızca davacıların özel hayatlarına dair ölçüsüz müdahale içeren ifade ve yorumlar kullanılarak ve davacıların aleyhine ve Anayasaya olacak şekilde yargılama yapan makama tavsiye ve telkinde bulunularak davacıların kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu kanaatine varılmıştır.”

Ben hiçbir İMADA bulunmadım. Bir şey de iddia etmedim kardeşim. Sadece OLGULARI ve BİLGİLERİ yazdım.

Basın meslek etiği “Onu yazamazsın, bunu yazamazsın, her şeye gözlerini kapa” anlamına gelmiyor ve kimse de bu saatten sonra bunu bana öğretmeye kalkışmasın.

Önüme gelen ve açık kaynaklarda var olan bilgileri görmezden gelmemi mi istiyor Hâkim benden?

Yani Hâkim “Yazının öznesi olan kişilerin ve miras davasının kördüğüm olma sürecindeki avukatlarının kim olduğundan asla bahsetme” diyor.

Nedenmiş o?

“KİŞİLİK HAKLARINA VE ÖZEL HAYATLARINA ÖLÇÜSÜZ MÜDAHALEDE BULUNMUŞ OLURSUN…”

Yani:

1-Kağıthane’de bir depoda gizli tutulan 261 adet tarihi eser nedeniyle İstanbul 35. Asliye ceza mahkemesi’nin Marika Nurten Tatlıcı ile Uğur Tatlıcı’yı tarihi eser kaçakçılığından 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırmasını yazmanın kişilik haklarına ve ÖZEL HAYAT’a ölçüsüz müdahale olduğunu söylüyor Hâkim. Tabii ÖZ İLE BİÇİM ARASINDAKİ DENGE’yi unutmayalım.

2-Bu tarihi eser kaçakçılığı suçundan verdiği mütalaayla kurtulmalarına sebep olan Savcı Ekrem Beyaztaş’ın sınırdan kaçarken yakalanan bir FETÖ sanığı olduğunu neden yazdığımı soruyor Hâkim. Anne oğulun sadece “azmettirici” olarak nitelendirilip cezadan kurtulduklarını da. Açık kaynaktaki bu bilgiyi paylaşmam ÖZ ile BİÇİM arasındaki dengeyi bozuyormuş.

3-Ancak 2023 yılında bu anne oğulun yine aynı konuyla ilgili olarak yeni bir dava sürecine girildiğini cezalarının ikişer yıl olarak belirlendiğini, Türkiye’de olmadıkları için FİRARİsayıldıklarını da Uğur Tatlıcı’nın MALTA VATANDAŞI olduğunu yazmamam gerekiyor Hâkim’e göre. Özel hayata giriyormuş.

4-Uzun etmeyeyim, diğer avukatlar; Fatih Bilgütay, Prof. Dr. Köksal Bayraktar, Prof. Dr. İlhan Helvacı, Prof. Dr. Halil Akkanat ve oğlu Taha Berkay Akkanat için de yazıda bazı bilgiler var. Mahkeme başkanı tarafından siteden kaldırtılan yazımı aşağıda yorum kısmında paylaşacağım, oradan okuyabilirsiniz.

5-Mahkeme Başkanı Uğur Tatlıcı’nın Antalya’daki diğer avukatı Lütfiye Erdem’in FETÖ operasyonları sonucu tutuklanarak yargılandığı ama beraat ettiğini, şu anda Serik Genç İş İnsanları Derneği üyesi olduğu bilgisini ve yukarıdaki tüm bilgileri paylaşmamı magazinel, özel yaşam, kişilik hakları gibi çok ama aşırı geniş bir yorumla ele alıp basın özgürlüğünü adeta baltayla parça pinçik ediyor.

YAZIDA BİR BİLGİ DAHA VAR…

Bu miras davasının taraflarından OĞUL Mehmet Tatlıcı’nın Uğur Tatlıcı’ya açtığı çok ilginç bir dava var. Aynen şöyle:

“Oğul Mehmet Tatlıcı, Uğur Tatlıcı aleyhine, bazı internet sitelerinde kendisiyle ilgili yalan haberlerle ticari itibarını zedelediği, oradaki çeşitli yayınlarla karalayıcı yayınlar yaptırdığı, aleyhinde yaptırılan bu haberler nedeniyle de bir Romanya şirketiyle sonuçlanmak üzere olan iş anlaşmasının bozulduğunu ve maddi manevi zarara uğradığını belirterek 2018 yılında ABD’nin Florida eyaletinde dava açtı. Mehmet Tatlıcı davada üvey kardeşi ve üvey annesinin ABD’de sahip olduğu varlıkların davalık mirastan kaynaklandığını ve annesinin, Türkiye’deki boşanmadan kaynaklı nafaka ve tazminat alacaklısı olduğunu, bu alacağı da kendisine devrettiğini savunarak 740 milyon dolarlık (güncel kurla 30 milyar TL) tazminat davası açtı. ABD basınına da Florida'nın en büyük davalarından biri olduğu gerekçesiyle yansıyan dava 8 Ocak 2020 tarihinde karara bağlandı. Florida 15. Adli Daire Mahkemesi (Palm Beach County), Uğur Tatlıcı'nın Mehmet Tatlıcı'ya gelir kaybı nedeniyle 251 milyon dolar, iş fırsatı kaybı nedeniyle 68 milyon dolar, hakaret ve üzüntü nedeniyle ise 421 milyon dolar olmak üzere toplamda 740 milyon dolar ödemesine hükmetti.”

İşte bu kararın Türkiye’de uygulanabilmesini sağlamaya yönelik açılan davalara TENFİZ DAVALARI deniyor. Oğul Mehmet Tatlıcı şimdi Tenfiz davası açtı. Eğer ABD Mahkemesi kararı uygulanırsa 740 milyon liranın karşılığı olarak Uğur Tatlıcı’nın tüm malvarlığını kaybetmesi sözkonusu olabilir.

Ama ilginç bir cümleyle Mahkeme kararında bu TENFİZ davasından duyulan rahatsızlığın emareleri izleniyor ve şöyle deniliyor:

“…bu miras yargılamasında davacıyı temsil eden avukatların kötü insanlar olduğu imajı yaratılarak yargılamaya tesir edilmek istendiği kanaatine varılmıştır. Nitekim yazının sonunda Anayasanın 138. maddesine açıkça aykırı bir biçimde miras konusunda tanıma ve tenfiz davası yargılamasını yapan mahkemeye tavsiye ve telkinde bulunulmuş ve mirasın mirasçılar arasında eşit paylaştırılmasına dair karar verilmesi gerektiği, bu kararı vermenin çok zor olmadığı ifade edilmiştir.”

Bakındı hele. Miras davasındaki avukatların KÖTÜ İNSANLAR olduğu İMAJI yaratıyormuşum ben.

Yahu arkadaş, OLGULARI DİLE GETİRMEK ne zamandan beri yargılamayı etkilemek sayılıyor? Anayasa’yı ve yasaları bu kadar eğip bükersek ülkede insanlar tek satır yazamaz. Mahkemeye tenfiz davası için nasıl tavsiye ve telkinde bulunmuş olabilirim?

Aslında HÂKİM BUNU YAZARKEN İTİRAF etmiş: Diyor ki yukarıdaki cümlesinde:

Benim bu makalede “…mirasın mirasçılar arasında eşit paylaştırılmasına dair karar verilmesi gerektiği, bu kararı vermenin çok zor olmadığını ifade ettiğimi” söylüyor.

EVET, EVET… Aynen bunu dedim.

Ne var bunda?

Biliyorum DAVA BÜYÜK…

Ben anladım her şeyi.

Yahu kardeşim, benim mali ve sosyal durumum belli. Bana 120 bin lira tazminata hükmetmek hangi aklın ürünüdür Allahaşkına?

Beni bu yazıyı yazdığıma pişman edip bir daha da bu konunun açılmamasını sağlamayı amaçlayanlar kazandı ilk turda.

Uama devamı var.

Davayı başvurusunu yaptığımız İSTİNAF sürecine bırakıyorum.

NOT: 7 TEMMUZ 2025 TARİHLİ YAZIM DA AŞAĞIDA

Yılan hikâyesine dönen 4 milyar dolarlık miras davası! Tatlıcıların miras davasında FETÖ’nün işi ne?

“Yok artık” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Şaşıracak bir şey yok. FETÖ, paranın olduğu her yere sinsi ve zehirli bir yılan gibi sızar. Şimdi anlatacaklarımda belki FETÖ’nün kendisi yok ama izi, kokusu var. Dünyanın en uzun süren miras davalarından biri Tatlıcı ailesinin miras davası. Neredeyse 15 yıldır devam etmekte. Başlangıcı, Türkiye’nin en zenginlerinden Mehmet Salih Tatlıcı’nın 22 Şubat 2009 yılındaki vefatına dayanıyor. Burada ederi 4 milyar doları bulan bir servetten bahsediyoruz. O mirasın çok küçük bir bölümünün Zincirlikuyu’daki o devasa gökdelen olduğunu dikkate alarak anlayın bu servetin büyüklüğünü. Önce bir ÖZET ile başlayayım. Sonra da yılan hikâyesine dönen bu miras davasında neden FETÖ’nün adının geçtiğini, FETÖ ve emrindeki kripto ilişkiler ağını, uluslararası dava süreçlerini, Türkiye’deki yargı bürokrasisinin nasıl kilitlendiğini tek tek anlatacağım.  

YIL 1966; EVLİ MEHMET TATLICI’NIN 16 YAŞINDAKİ MARİKA İLE YASAK AŞKI

Fırıncılıktan başlayan iş yaşamı boyunca muazzam bir servet edinen ve Forbes dergisi tarafından dünyanın en zengin 27. kişisi olarak adı yayınlanan Mehmet Tatlıcı, Bedriye hanımla evli olduğu dönemde kendisinden 19 yaş küçük olan ve yanında kasiyer olarak çalışan Marika hanımla büyük bir aşk yaşadı. Kendisi o sırada 35, Marika ise 16 yaşında bir kız çocuğuydu. Burgazada’da balıkçılık yaparak geçimlerini sağlayan Evyeniyos ve Katina çiftinin kızıydı Marika. İş insanı Mehmet Salih Tatlıcı’nın yanında çalışmak için başladığında yıl 1966’ydı. Aralarındaki fırtınalı aşk da o tarihte başladı zaten. Kıbrıs olayları patlak verdiğinde Evyeniyos ve Katina çifti diğer kızları Efimiya’yı da yanlarına alarak Yunanistan’a göç ettiler ve kendi istekleriyle Türk vatandaşlığından çıktılar. Marika Türkiye’de Mehmet Tatlıcı ile kaldı. ATİNA’DA AĞZINDA GÜMÜŞ KAŞIKLA DOĞAN ERKEK ÇOCUK; UĞUR TATLICI VE MİRAS ŞOKU İkilinin bu yasak aşkından 1977 yılında Atina’da bir erkek evlatları dünyaya geldi. Adını Uğur koydular. Mehmet Tatlıcı yaklaşık 15 yıl sonra eşi Bedriye hanımdan ayrılarak Marika hanımla evlendi.  Mehmet Tatlıcı 2009 tarihinde İstanbul'da öldüğünde diğer mirasçıları öğrendiler ki o 4 milyar dolarlık servetin büyük bölümü Uğur Tatlıcı’ya ve sonradan Nurten adını alan Marika hanıma bırakılmış. Aslında Mehmet Tatlıcı’nın bu aşktan öyle gözü dönmüştü ki daha mirası açıklanmadan evvel, yani henüz yaşarken 1992 yılından itibaren pek çok malvarlığını zaten Marika hanımın üzerine yaptırmıştı. Tabii mirasın büyük bölümünden mahrum kalan Hacı Bedriye Tatlıcı ve üç çocuğu, Ali, Ahmet ve baba Tatlıcı ile aynı adı taşıyan Mehmet Tatlıcı o tarihten itibaren büyük bir miras davasını başlattılar. Bu büyük anlaşmazlık ve tartışmalar hem Türkiye hem de ABD mahkemelerinde devam etti.

MARİKA VE UĞUR TATLICI TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞINDAN NASIL CEZA ALDI?

Ama karşılıklı suçlamalar da bu davalara eşlik etti. Mesela Kağıthane’de bir depoda gizli tutulan 261 adet tarihi eser nedeniyle İstanbul 35. Asliye ceza mahkemesi Marika Nurten Tatlıcı ile Uğur Tatlıcı’yı tarihi eser kaçakçılığından 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. Ele geçirilen eserler arasında fermanlar, beratlar, tarihi cephe parçaları ve ahşap mobilyalar vardı. Bu eserlerden 51’i yakalandı ve 20’si müzeye teslim edildi. Ama bu arada kendilerini ve tarihi eserlerin yerini ihbar eden güvenlik görevlilerini çalışanlarına darp ettirdikleri iddiasıyla yapılan şikâyetten de daha sonra sınırdan kaçarken yakalan FETÖ’cü savcı Ekrem Beyaztaş’ın mütalaası (*) ile “azmettirici” olarak nitelendirilip cezadan kurtuldular. Ancak 2023 yılında tekrar aynı konuyla ilgili olarak yeni bir dava sürecine girildi ve anne-oğulun cezaları ikişer yıl olarak belirlendi. Tabii Türkiye’de olmadıkları için FİRARİ sayıldı.

MALTA VATANDAŞI OLAN UĞUR TATLICI’NIN MİRAS DAVASINA KARŞI TUTTUĞU HUKUKÇULARIN İLGİNÇ PROFİLLERİ

Bu kısmı çok dikkat ve ilgiyle okuyacağınızı biliyorum. Başlayan hukuk savaşında, klasik bir zengin iş insanı portresinin ötesinde, yargı, aile, kamuoyu ve uluslararası ilişkiler alanlarında çok yönlü bir figür olan Uğur Tatlıcı boş durmayıp kendisine profesyonel HUKUKÇULARDAN BİR KALE oluşturdu. Türkiye’nin, hakkında pek çok yazı yazılan hukukçularıydı bunlar. Uğur Tatlıcı bu çerçevede 2013-2014 yıllarında, üzerinde tedbir bulunmayan tüm mallarını sattı. Satılan bu malların değerinin kiralarıyla birlikte yaklaşık 1,5 milyar doları bulduğu ileri sürülüyor ve tüm paranın da şu anda yurtdışında olduğu belirtiliyor. Hakkında dava açan üvey kardeş Mehmet Tatlıcı’nın ifadesine göre Uğur Tatlıcı’nın şu anda Türkiye bankalarındaki parası yalnızca 0,07 lira. Uğur Tatlıcı 2016 yılının Mart ayında da Malta vatandaşlığı aldı. Şimdi ona akıl veren ve bu miras davasında sırtını yasladığı ünlü hukukçuları biraz tanıyalım. Çünkü hepsi de YARGI-SERMAYE-AKADEMİ üçgeninde önemli bir güç odağının tam merkezinde yer alan isimler. Onları tanıdıkça bir haksızlık temelinde yürüyen miras davasının neden düğüm olduğunu anlamak zorlaşmıyor.

AVUKAT FATİH BİLGÜTAY…

Yüksek profilli davalarda adı çok geçen Bilgütay’ı aşağıda linkini de verdiğim KRT’de yayınlanan haberle (**) hatırlayalım: “Salih Tatlıcı’nın paylaşılamayan 4 milyar dolarlık terekesine yolsuzluk da karıştı. Uğur ve Nurten Tatlıcı’nın avukatı Mehmet Fatih Bilgütay’ın, tereke malı TAT TOWERS’ın dış cephesinin kiraya verilmesi işinde, hısımlarına kurdurduğu reklam şirketi üzerinden 6 milyon 700 bin TL haksız menfaat edindiği ve böylelikle vekil olarak görev yaptığı terekeyi ve diğer mirasçıları zarara uğrattığı ileri sürüldü. Bahsi geçen reklam işinde reklamı veren GSM Operatörü şirketin genel müdürü olan Kaan Terzioğlu’nun da Avukat Mehmet Fatih Bilgütay’ın yeğeni olduğu ortaya çıktı.” Bu kadarla geçelim.

PROF. DR. KÖKSAL BAYRAKTAR…

Çok tanınmış bir hukukçu ve avukat. Ceza hukuku uzmanı. Mehmet Haberal, kumar ve bahis baronu olarak tanınan Veysel Şahin ve Osman Kavala gibi çeşidi bol bir portfolyosu olan Köksal Bayraktar’ın Uğur Tatlıcı’nın da avukatı olması şaşırtmıyor doğal olarak. Tatlıcı’nın en büyük kozlarından biri. Pahalı bir avukat. Tatlıcıların miras davasında FETÖ’nün işi ne? - Fuat Uğur - Köşe Yazıla…

PROF. DR. İLHAN HELVACI…

Kendisi İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi, Medeni Hukuk profesörü. Türkiye Futbol Federasyonu’nun avukatlığını yaptı ve bir zamanlar FB şike davasında adı çok tartışmalı biçimde geçmişti. Aşağıdaki haberle (***) üstelik: “TFF Başkan Vekili Lütfi Arıboğan ile Baş Hukuk Müşaviri Prof. Dr. İlhan Helvacı’nın, şike soruşturması sürecinde UEFA Başmüfettişi Pierre Cornu’ya Fenerbahçe’nin yüzde yüz şike yaptığını söylediği iddialarıyla ilgili tam 83 haber Helvacı’nın talebi üzerine İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 10 Ağustos tarihli kararıyla erişime engellendi. Karar kapsamında Fenerbahçe’nin resmi internet sitesindeki bir içerik de engellendi.” Köksal Bayraktar ile İlhan Helvacı’nın “akademik” bağlarının olduğu belirtilmekte.

AVUKAT LÜTFİYE ERDEM…

Uğur Tatlıcı’nın Antalya’daki avukatı. Kocası Antalya Serik ilçesinde ticaretle uğraşıyor ama bunun evveli var. Çünkü FETÖ operasyonları sonucu tutuklanarak yargılandı.  Ancak beraat etti. Şu anda Serik Genç İşadamları Derneği üyesi.

PROF. DR. HALİL AKKANAT VE OĞLU TAHA BERKAY AKKANAT…

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Ana Bilim Dalı öğretim üyesi. Eski Türk-Alman Üniversitesi Rektörü ve Türk-Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kurucu Dekanı. Uğur Tatlıcı’ya baba-oğul hukuk danışmanlığı yapıyorlar. Onlara ÖZEL BİR BÖLÜM ayıracağım. Halil Akkanat’ın burada da karşıma çıkması tuhaf diyemeyeceğim çünkü onunla ilgili aşağıda linklerini verdiğim yazılarımı (****) okuyanlar bana hak vereceklerdir. Kendisi 2010 yılında kurulan Türk-Alman Üniversitesi’nin eski rektörü. Okulun rektörlüğüne getirilişi birçok isimden sonra bin bir türlü entrika sonucunda oldu. Bu sebepsiz değildi. Onunla ilgili ilk yazım 1 Nisan 2021 yılında “Türk-Alman Üniversitesi, FETÖ, YÖK ve ayakta uyuyanlar” başlığını taşıyordu.

“BU OKULU FETÖ’CÜLER ELE GEÇİRMİŞ”

1 Mart 2018 tarihine gidelim: Vergi Müfettişleri Derneği tarafından 29. Vergi Haftası dolayısıyla Ankara’da “Osmanlı Vergi Sistemi” konulu bir konferans vardır. Konuşmacı ise Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’dır. Konu nasıl olduysa Türk-Alman

https://www.tv100.com/yilan-hikayesine-donen-4-milyar-dolarlik-miras-davasi-tatlicilarin-miras-davasinda-fetonun-isi-ne-makale-822509

4/11 31.10.2025 15:29 Yılan hikâyesine dönen 4 milyar dolarlık miras davası! Tatlıcıların miras davasında FETÖ’nün işi ne? - Fuat Uğur - Köşe Yazıla… Üniversitesi’nin kuruluş tartışmalarına gelmiştir konferansta. İlber Ortaylı’nın orada söyledikleri ise salona bomba gibi düşmüştür: “Sayın Cumhurbaşkanı’na yanlış bilgi veriliyor. O mektebin gecikme nedeni Merkel’in ilgi göstermemesi değil. Orayı FETÖ’cüler ele geçirmiş. Almanya’da FETÖ’cü çok profesör var” Ortaylı’nın dedikleri boşuna değildir. Bu durum Alman basınına bile yansımıştı. Die Welt gazetesinden Thomas Witzhum 1 Kasım 2016 tarihinde 15 Temmuz 2016 darbesinden sonra 6 öğretim görevlisinin üniversiteden uzaklaştırıldığını yazmıştı.

UĞUR TATLICI’NIN HUKUK DANIŞMANI HALİL AKKANAT’IN İLİŞKİLER AĞI

Halil Akkanat’ın ilişkiler ağı çok geniş ve oğluyla birlikte danışmanlığını yaptığı Uğur Tatlıcı’nın diğer avukatları ve danışmanlarıyla da “tesadüfi” birliktelikleri var. Misal bu isimlerden biri İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin eski dekanlarından Prof. Dr. Abuzer Kendigelen FETÖ’nün kozmik hukuk bürosu olarak adı geçen ve darbe sonrası hemen kapatılan, sahiplerinin de yurt dışına kaçtığı Yüksel-Karkın-Küçük Hukuk Bürosu’nun danışmanı ve seminerlerinde moderatör olan bir isimdi. Hani, düzmece Halkbank Davası’nın FETÖ tarafından fonlanan New York Bölge Yargıcı Richard Berman’ı davadan çok önce Türkiye’ye getirip sempozyumlarda konuşturan ve ağırlayan Yüksel Karkın-Küçük Hukuk Bürosu. Prof. Dr. Abuzer Kendigelen’in döneminde Türk-Alman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Halil Akkanat’ın kızı Elif Beyza Akkanat Öztürk ve damadı Yasir Talha Öztürk, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne asistan olarak girdiler. Aslında açılan sınavları iki defa girmelerine rağmen kazanamadılar ama çözüm bulundu. Karşılaştırmalı Hukuk Anabilim Dalı oluşturuldu ve buraya sokuldu.

UĞUR TATLICI’NIN AVUKATLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ GEÇİŞKENLİĞİ

Prof. Dr. Halil Akkanat’ın bir de eşi var haliyle; Avukat Ayşe Güdücü Akkanat. Onun adını da kamuoyu 25 Kasım 2009 tarihinde Sevilay Yükselir’in (Yılman) yazısından öğrendi. Ayşe Akkanat, Yazar’ın anlattıklarına bakılırsa TFF Hukuk Müşaviri İhsan Helvacı tarafından sözleşmeyle “istihdam” edilmiş ve Federasyonun hukuk işleri ona aktarılmıştı. Sevilay Yükselir, Ayşe Akkanat’ın bu yolla haksız kazanç elde ettiğini belirtmekteydi. İHSAN HELVACI KİM? Yukarıda açıkladık. Diğer Avukat Köksal Bayraktar gibi o da UĞUR TATLICI’nın avukatları ve hukuk danışmanları.

Devam edelim bu Network’e… Şaşırıp kalıyoruz hakikaten. Kimin nerede nasıl karşısına çıkacağını bilemiyor insan. Ayşe Güdücü Akkanat İstanbul Üniversitesi’ne geçtikten sonra aynı zamanda Eskrim Federasyonu Başkanı da olan, Türk-Alman Üniversitesi’ndeyken kediye ciğer emanet eder gibi okuldaki FETÖ’yü araştırma komisyonunun başına getirilen Prof. Dr. Murat Atalı tarafından bu federasyona Hukuk Kurulu üyesi olarak da alınmıştı. Murat Atalı FETÖ desteği ile MHP’yi ele geçirmeye çalışan muhalif gruba destek veren bir isimdi. Halil Akkanat’ın yakın ilişki ağı içinde ve mesai arkadaşı. Sonra işin içine FETÖ’nün MİT tırları yalanlarından oluşan bir hikâye girdi ve Türk Alman Üniversitesi’nin bazı öğretim üyeleri de ilginçtir ki Halil Akkanat döneminde bu yalan organizasyonunun içindeydi. Halil Akkanat hakkında yazacaklarım bitmez ama onun döneminde URAP  University Ranking by Academic Performance tarafından yapılan sıralamada Türk-Alman Üniversitesi’nin Türkiye’deki 109 üniversite arasında 109. Olduğunu da belirtelim bitsin.

AVUKAT FİKRİ SORAL…

Görünürde bağımsız bir avukat. Ama çok tuhaf ilişkileri ve bağlantıları var. Tatlıcı miras davası kapsamında Malta’daki dava ile ilgili bir makale yayınladı. Üzerine kim vazife kıldı bilinmiyor(!) Amaç Türkiye üzerinde uluslararası baskı uygulamak. Bu makaleyi Prof. Dr. Bülent Çiçekli linkedinde paylaştı. Beğenen yani like atan ilk kişi kim dersiniz? FETÖ’cü firari eski Hâkim Bahattin Aras. X hesabı ise 

@Drbahattinaras

  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
Hakkındaki soruşturmayı bilerek yurda dönen komedyen Deniz Göktaş tutuklandı!
Hakkındaki soruşturmayı bilerek yurda dönen komedyen Deniz Göktaş tutuklandı!
SON DAKİKA | Veli Ağbaba’nın Yeğeni Yolsuzluk Soruşturmasında Gözaltında
SON DAKİKA | Veli Ağbaba’nın Yeğeni Yolsuzluk Soruşturmasında Gözaltında
Davut Gül açıkladı: İstanbul'da suç oranları gittikçe düşüyor
Davut Gül açıkladı: İstanbul'da suç oranları gittikçe düşüyor
Deniz Göktaş'ın Emniyet ifadesi ortaya çıktı
Deniz Göktaş'ın Emniyet ifadesi ortaya çıktı
Son Haberler
Hakkındaki soruşturmayı bilerek yurda dönen komedyen Deniz Göktaş tutuklandı!
Hakkındaki soruşturmayı bilerek yurda dönen komedyen Deniz Göktaş...
SON DAKİKA | Veli Ağbaba’nın Yeğeni Yolsuzluk Soruşturmasında Gözaltında
SON DAKİKA | Veli Ağbaba’nın Yeğeni Yolsuzluk Soruşturmasında...
Davut Gül açıkladı: İstanbul'da suç oranları gittikçe düşüyor
Davut Gül açıkladı: İstanbul'da suç oranları gittikçe düşüyor
Deniz Göktaş'ın Emniyet ifadesi ortaya çıktı
Deniz Göktaş'ın Emniyet ifadesi ortaya çıktı
Cevdet Yılmaz, Hamaney'in Cenazesi İçin Tahran'a Ulaştı
Cevdet Yılmaz, Hamaney'in Cenazesi İçin Tahran'a Ulaştı
Hakkındaki soruşturmayı bilerek yurda dönen komedyen Deniz Göktaş tutuklandı!
Hakkındaki soruşturmayı bilerek yurda dönen komedyen Deniz Göktaş tutuklandı!

Ana Sayfa
Gündem
Siyaset
Ekonomi
Dünya
Sağlık
Politika
Magazin
Spor
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Eğitim
Yerel
Asayiş
Genel
Çevre
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.